Sayfaya git : 1 - 2 - 3 - 4 - 5
GUNCEL FETVALAR
 

Peki ama neden ?

Cevap ; Mu'tezile etkisi !
(Ciddi bir temelde olmadığından bu zehiri anlayamadan yiyorlar, hiç farkına dahi varamıyorlar)

Öncelikle şu iyi bilinmelidir : "Din Nakilledir , Akılla değildir" ...

Sonrakiler dediler : "Akıl ile Nakil çatıştığında biz Aklı, Naklin üzerine tekaddüm ettiririz." (Ne sakat bir mantık ! )

Öncelikle bu konuda fırkai dalle 'den (72 Sapık Fırkadan ) mu'tezile fırkasının tavrını öğrenelim ... (Ne alakası var demeyelim mu'tezile fırkası zamanımızda yok ancak mu'tezile fikri üzere olanlar var) _Ve yıllar evvel ilahiyatta bu mu'tezile görüşü üzere insanların olduğu söylenirdi bugünde verdikleri fetvalardan ve fetva verirken davranış biçimlerinden mu'tezile nin hareket tarzı olduğu müşahade edilmektedir...

Peki bunları nasıl tanırız ? Bunları tanıma ve anlama yöntemlerinden birkaçı :
Mescidi Aksa dan sonra Bedenle Miracı inkar ederler , Ahirette ALLAH'u Teâlâ ın Cemâlinin görüleceğini kabul etmezler (Bu konuda Hadisi Şerif vardır Ehl-i Sünnete göre görülecektir)...
Bu ilahiyatçıları en önemli anlama yöntemlerinden biri Dini meselelerde Nakille değil Akıllarıyla Ahkam vermeye kalkmalarıdır...

Şimdi mu'tezile fırkasının tavrı ile ilgili bazı önemli noktalardan bahsedelim... (Aşağıdaki üç paragraf kitaptan nakildir) :

Mu'tezile akideleri izahta nakli delillere değilde akli delillere dayanırlar. Akla itimadları o kadar fazla idi ki , bunu ancak şeriatın emirlerine olan hürmetleri tahdid edebiliyor... Meseleleri akla vururlar , aklın kabul ettiğini alırlardı...

Mutezile ölçü tutup araştırmalarında aklı esas tuttular .. akıllarıyla her işin künhünü ve mahiyetini anlamaya çalıştılar...

Akaidi bilme hususunda da mutezile nin akla dayanan bir yolu vardır.. Sadece Nassa itimad etmezlerdi... Ekseri itimadları akla ... halbuki Aklın türlü meyilleri var... Sırf akıllarına uymaları yüzünden hatalara düştüler

Mutezilenin başlıca vasfı mümeyyizlerinden birkaç tanesi : Taklitten uzak kalmaları : yani araştırmadan incelemeden başkasına tabi olmuyorlar, onun için birbirlerini bile taklit etmiyorlar ... (malumdur kendi içlerinde de birçok kısma ayrılmışlar)
Sonra : Akaidde akla itimad etmekle beraber Ayetlerden faydalanıyorlardı (Halbuki Ayeti Celileye itimad edilecek)...
Akâid hususunda Hadisi Şerifleri delil almadıkları da söylenir...

Peki ama fark ne ? :
Ehli Sünnet Uleması ile mutezile arasındaki fark : Fukaha ve Muhaddisler Dini Kur'an ve Hadis Şerif'lerden alıyorlardı... Onlar akıllarını Kitabın Nass'larını anlamak ve Peygamberden (Aleyhisselam) naklolunan Hadislerin sahibini öğrenmek için kullanıyorlardı.. Mutezile ise âkideleri akli kıyasla isbat etmeği caiz görüyor Dini bir Nass a muhalif olmadıkça bununla amel ediyorlardı... Fukaha ise buna karşı idiler Ayakları kayıp şaşırmasınlar diye Nass üzerinde duruyorlardı ... Zira malumdur ki akıl aldanabilirde ve şaşırabilirde...

Dikkat edilirse ilahiyatçıların bazıları şer'i ahkam hususunda bir şey sorulduğunda hemen akıllarını devreye sokmakta sorulara akılları ve mantıkları ile cevaplar vermektedir... Çok Dikkat ediniz ki ; Sakat olarak tanınan profesör ve ilahiyatçılar ortaya attıkları fikirlerine kaynak gösterememektedirler... Sorulan sorulara fıkhi cevap verirken (sakat fetvalarına) bir tane kaynak gösteren ilahiyatçı gördünüz mü ?

Küçük bir not :
Bununla beraber bazı ilahiyatçılar hayrete şayandır ki felsefenin küfür olduğunu dahi bilmemekte ve kendilerine felsefeci künyesi yapıştırmaktadır... İlahiyat mezunu bazı hanımlar (erkeklerde var) "İSLAM felsefesi" gibi tehlikeli kelimelerin ve kavramların peşinden gitmeye çalışmaktadır...